
Muzik ruhun gidasiysa eger, ben kendilerinin obezi olmak istiyorum mumkunse.
Dinlerken damarlardan kan yerine groove akıtan, kangru misali insani zip zip ziplatan, karamürsel sepeti tadındaki bu grubu yaklasik 1.5 yildir elime gecen her firsatta ve her ortamda denk getirip dinlemeye ve izlemeye calisiyorum.
Ilk izledigimde cahildim, bozkirin enerjimi yuttugu bir donemde, Ankara Saklikent'teydim. Ilk kesif, ilk saskinlik... Bu kadar eglendiren grup var miydi Turkiye'de?! Hayret!
Ikinci ve bilincli seyir ise Bodrum Mavi'de. Minimum, lakin optimum bir set-up ile ortalığı bangır bangır gümleten bir davulcu (Mert Onal), yer darlığından amfinin üzerinde oturup babacan ve ağır abi tavırlarla çalarken derin seslerin efendisi üslubu ile müziğe keyifle eşlik eden bir basci (Alp Ersonmez. BAL '92 mezunu. Bu yuzden ayri severim kendisini), klavyede parmak yalatan bir yetenek(Can Cankaya - ki o simdi asker, yerine Serhat Ersoz bakiyor), vokalde ise aşmış, gitarda kopmaya müsait, genç kızların sevgilisi hiperaktif bir şahsiyet(Bora Uzer)...
Bodrum'un yüksek libidolu, yapis yapis havasından insanı uzaklaştırıp, bünyeye serin ve derin bir nefes alma imkanı veren, lakin fiyatları ile nefes darlığına neden olan mekanı Mavi Bar'i her akşam ağzına kadar doldurup, sokaktaki trafik akışını bile zaman zaman engelleyen bir seyirci birikimine neden olan, hareketli parçalar sırasında bilimum kas ve ekleme giden sinir uçlarının kontrolünü ele geçiren, şarkıları orjinalinden daha güzel çalan, dinlemeye doymak istemediğim ama Mavi'nin fahiş fiyat politikası yüzünden hevesimi kursağıma yapıştırarak haklarında aza kanaat ettiğim, eğlenirken eğlendiren insanlar grubu oldu benim icin Kangroove. Bu tanimla, 2005 yazinin beynimdeki islak betonuna 45 numara ayak izi biraktilar.
Yaz 2006... Yine Bodrum. Bu civir mekana tekrar gitme tercihimizin en onemli sebeplerinden biri yine Kangroove. Ilk aksamdan Mavi Bar'i kolacan ediyoruz, lakin erkenciymisiz. Kangroove daha 3 hafta kadar tesrif etmeyecekmis. Olsun, biz kendilerini Mavi'de yakalama ihtimalini sevmistik zaten.
Ama yine takipteyiz ve mutlu son!
Tarih: 5 agustos 2006. Mekan: Cesme Kum Beach.
Cesme'nin issiz, bol kumlu, elektriksiz bir kumsali burasi. Siyah gokyuzu, floresan ay...
Mekana ilk biz gelmisiz, oylesine gazdayiz. Bir masada tavla atan uc kisi var, hepsi bu. Konser oncesi icin abzurd bir atmosfer... Ama konser iptal olur mu, mekan aile cay bahcesine doner mi korkulari bir saat kadar sonra kayboluyor. Ortam inceden doluyor, ama yine de tas catlasa 50 kisi var. Sahsen ben gece boyunca bu durumdan hic sikayetci olmadim. Bu sayede konserin samimiyet katsayisi artmis oldu. Durgun seyircinin yarattigi bosluklari Cengo ile ense izlemek zorunda kalmadan, en onde, ferah ferah doldurduk likit hareketlerimizle.
Cesme'deki performanslarindan sonra Kangroove icin yeni bir tanim yapiyorum: Tum kumlarimi ve kurtlarımı döktüren, izlemeye asla doyamadığım, aşure tadında, enfes icracilar topluluğu.
Neden aşure? Cünkü bu adamların hepsi kendi çaplarında, müzik camiasında tuttuklarını ayrı ayrı koparmaktalar. Lakin bi araya geldiklerinde başka bir tat, başka bir doku yaratmaktalar ki yılın en enerjik ve en kutsal 3 aylarinda, yani cayır cayır kavuran bir yazda, dans ile ter attırarak bünyenin hararetini alip ulvi bir is yapmaktalar. Bir kurufasulye, bir nohut, bir buğday, bir şeker pişmeden bir araya geldiklerinde imkansız kombinasyon gibi duruyor, ama tencerede kaynayınca kutsal bir yemek oluyor ya, Kangroove elemanlarının kutsal eğlence tarifi de bu karışımın notalı versiyonu işte.
Bora Uzer, interaktif bir şahsiyet. Bu sebepten grubun performansı seyircinin gazına ve kinetik enerji seviyesine göre değişiyor. Kum Beach'teki ortamda uyuz ve sayıca az bir seyirci topluluğuna karşı inatla ve avaz avaz caldi Kangroove. Bu endorfin ve adrenalin yuklu, anti-depresan etkili müziğe karşı uyuyabilen şahsiyetler de mevcuttu ortamda, lakin Bora Uzer kendilerine inceden ayar verip gözünün önünde enerji emici olarak duran bu şahısları yataklarına yollatarak, pirinçten taşı ayıkladı performansin ortalarina dogru. Uyuz uyuz kafa sallamaya değil gerçekten eğlenmeye gelmiş bir avuç seyirci kitlesinin bir ferdi ve Kangroove gazını 1 yıldır içinde biriktirmiş biri olarak sahnenin önünde oynatmadığım omurgam, kırmadığım gerdanım, çatlamamış ses telim, çalışmamış ter bezim kalmadı. Ozetle dagittim! Ustelik yari uykulu seyirciler icindeki en hiperaktif sahsiyetlerden biri olarak sanki sahsima ozel bir konser izliyormusum havasina bile girdim. Bir ara sarkilardan birinin gazına gelip avaz avaz bağırırken, şarkının güftesi sebebiyle farketmeden soyunmak istediğimi bile belirtmişim (bu teshirci sarki, Hot in Herre). O anda cirtlak sesimin baskinligini duymak cok urperticiydi dogrusu! Yani o kadar koparıyorlar insanı ipinden, insan farkina bile varmiyor!! Konser sonunda tum toksinlerimden ve beynimin icindeki kara deliklerden arinmis bir halde MUTLUYDUM ve HUZURLUYDUM. Tepinerek de meditasyon oluyormus demek ki...
Grubun tüm elemanlarına yürüttükleri başarılı sinir ve dert alma operasyonundan dolayı teşekkürü borç bilir, yakaladigim ilk konserlerinde yine en onde tepinecegimi ve bundan asla bikmayacagimi bildiririm.
NOT: Yazidaki Turkce karakter eksikligi ve duzensizlik su an kullanmakta oldugum klavyenin kabiliyetsizliginden kaynaklanmaktadir. Verdigim gecici rahatsizlik icin ozur diler, yazimdaki Turkce karakter eksikligini Bora Uzer'in sarki aralarinda yaptigi Ingilizce konusmalara bir igne olarak batiririm. Turkce klavyeye kavustugumda yaziyi onaracagim.
No comments:
Post a Comment